Bilemeyiz..İnsanların bize söylediklerinin ya da bizim başkalarına söylediğimiz şeylerin hayatlar üzerindeki etkisini bilemeyiz ya da bilmiyorum belki de bilmek istemiyoruzdur.Tartışmaya açık bir konu..Çünkü düşünmüyoruz ağzımızdan şeylerin ne güzelliğini ne de kırıcılığını..
Günümüz dünyasında intihar vakalarında artış var.Çoğu da bunalıma giren çaresizliğe düşen insanlardan.Bu konuyu uzun uzadıya düşündüm.Herhalde şu olmuyordur değil mi? Bir gün uyanıp ‘Bu hayattan çok sıkıldım çok bunaldım yaşanmaz bu hayat..’ demiyorlardır.Aslında tabi ki söylenen şey bu ama bu o güne indirgenecek kadar basit bir şey değil.İntihar vakalarında genelde intihar eden kişinin yakın çevresi tarafından söylenen şey ‘hiç böyle bir şey yapacak insan değildi nasıl oldu da yaptı?’ olur.Bu belki daha detaylı olarak konuşulması gereken başka bir konu ama biz, siz , başkaları, herkes bu insanların çektikleri sıkıntıları görmüyor ya da görmek istemiyor.Sanırım ikincisi daha çok oluyor ve bunun sonucu olarak da ‘ benim de sorunlarım var ben de mi böyle yapsaydım’ gibi sığ cümleler kurmakla yetiniyorlar.O zaman bu insanların çöküşünü bir nebze de olsun anlamak için hadi bir örnekle devam edelim.
Bebekliğinden itibaren fazla kilolu olan birini düşünelim.Belli hastalıklardan dolayı da kilolarını veremiyor diyelim.Böyle düşünelim diyorum çünkü bazı kendini beğenmişler çıkıp ‘ama vermemesi için hiçbir sebep yok ki boğazını tutup kilosunu verseydi’ derler.Biliyorum derler.. Bu çocuğun kabusu evde başlar.Anne baba onu düşündüklerini söyleyerek kilo vermesi gerektiği hakkında konuşur dururlar.Anne babayı bu durumda suçlayamam onlar aslında doğru olanı yapıp patolojik bir durumun var olup olmadığını sorgularlar ama biz burda olaya örnek verdiğimiz bireyin tarafından yaklaşıyoruz.Bu çocuğun kafasında o yaşlardan itibaren bu durumun anormal olduğu düşüncesi kazınacaktır.Asıl kabus ise okul çağında başlar.Çocuklar acımasızdır daha da önemlisi ailelerinden öğrendikleri davranışları devam ettirme meyilindedirler.Bu çocuğa acımasız olan birkaç arkadaşı(!) acımasız bir şekilde kiloları hakkında ‘ne kadar kilolusun,balina,ayı gibisin..’ gibi cümlelerle o çocuğun beynine bunları iyice kazıyacaklardır.Bu durum yıllar içinde kat kat artarak devam edecek ve çekilmez bir çile haline gelecektir. Toplumdan soyutlanma dürtüsü o zamanlarda baş gösterecektir.Hayatı iyice standartlaşacak herkesin onu dışlayacağı düşüncesi gittikçe artacak insanlar bunu ona yapmadan o kendini toplumdan soyutlamaya başlayacaktır.Gördüğümüz gibi olay eve kapanmaya kadar gidecek gibi duruyor ki öyle de olacaktır.Belki ilk zamanlar okula gitme gayesiyle öyle ya da böyle evden çıkan birey sonraları bunu da bırakıp eve kapanacaktır.Bu sefer de ailede söylenen ‘zayıflasan böyle olmaz,bu durumundan dolayı kendini soyutluyorsun,az ye de tut boğazını’ gibi söylemler eve kapanmadan kendi odana kapanma aşamasına getirecektir.Tabi şanslı olup bir odası varsa..O kapandığı oda da zamanla aynalara küsecek belki her baktığında ‘ne kadar çirkinim ya’ diyecektir.Ayna fobisi zamanla kendini telefon ekranında görmeye katlanamamaya kadar gidecektir.Şimdi bu kişi ne yapmalı? Kişiyi bu hale getiren gerçekten kişinin psikolojisinin hassas olması mı ya da toplumun çok sık kullandığı şımarıklık mı yoksa gerçekten toplumun hep bir elden yaptığı bir şey mi?
Bu kişi o odadan kendine bir çıkış yolu bulmalıdır.Kii bulamayan durumlar intiharın olduğu durumlardır.Peki ne yapsın biz bunu düşünelim.Öncelikle toplumun pek çok kısmının benimsediği ama aslında gelip geçici olan bu güzellik algısının hiçbir öneminin olmadığını anlamalıdır.Baki olan sebatlığı sağlanması gereken şey düşüncelerdir.Kendini bu aşamada geliştirmelidir.Çünkü şu bir gerçek ki kültürel birikim fiziksel ayrım yapmaz.Kitaplar senin saçına kilona kaşına gözüne bakmaz.İzlediğimiz filmler sen güzel değilsin izleme demez.O yüzden sığ insanlar hayatımızı şekillendirmemeli hatta ve hatta hayatımıza mal olmamamalı.Bu düşüncelere sarılırsak eğer o çöküş aslında bir yükseliş olacaktır.
Kendini farkına var ki başkaları seni kendi estetik algılarına göre yönetemesin.Sen kilolarından,saçından,bacağından,kolundan çok daha fazlasısın çünkü yerine konulamayacak tek şey akıldır.BEYİNDİR.Beynin var olduğu sürece varsın sen.
Kalk ayağa, hayatın güzelliğine ve kimsenin seni yönlendiremeyecek kadar sığ olduğuna bak! Ne dersek ne yaparsak yapalım gerçek olan yaşamın güzel olduğudur.Bizim yapmamız gereken ise yaşamı daha da güzel hale getirmektir.Kendin için,çocuklar için, hayvanlar için,bitkiler için… HERKES VE HER ŞEY İÇİN!
KÜBRA GAYE ŞAHİN